Alan Kültür ve Yardım Vakfı Başkanı Sadrettin Kuşoğlu ile söyleşi gerçekleştirdik

Alan Kültür ve Yardım Vakfı Başkanı Sadrettin Kuşoğlu, kendisine sorulan sorular üzerine Kuzey Kafkas halklarından biri olan Osetler hakkında bilgiler verdi.

Sizi ilk defa tanıyacak olan okurlara kendinizi tanıtabilir misiniz?

S. Kuşoğlu: Osetlerin, Kusha sülalesine mensubum. Mali işler yöneticisiyim. Evli ve bir kız çocuğu babasıyım. Uzun yıllar Alan Kültür ve Yardım Vakfı’nın yönetim kurullarında görev yaptıktan sonra, 2014 yılından günümüze kadar vakıf başkanlığı görevini sürdürmekteyim.

Kuzey Kafkas halklarından biri olan Osetler kimlerdir? Bahsedebilir misiniz?

S. Kuşoğlu: Osetler, dünya üzerinde, tarihi 3 bin yıl öncesine dayanan birkaç ulustan birisidir. Bugünkü nüfusları yaklaşık bir milyon kişi olup Türkiye’de yaşayanların nüfusu yaklaşık 40 bin olduğu varsayılmaktadır. Osetler, Kuzey Kafkasya’nın yerleşik halklarındandır ve dünya tarihinde  İskit-Sarmat-Alan tarihsel zincirinin bugünkü son halkası ise Osetlerdir.

Moğollar tüm dünyayı kasıp kavuran sürecin başlarında, Osetlerin ataları Alanlar ile savaşmış ve ilk kez savaş kaybetmiştir. Bu kaybettiği ilk savaştan sonra ikinci savaşı kazanan Moğollar, Alanlar için tam anlamıyla bir soykırım yapmış. Sağ kurtulan çok az sayıda sağlam insan ile hasta, yaşlı, kadın, çocuk hayatlarını kurtarmak için dağların yüksek yerlerine kaçmış, yaklaşık 300 yıldan fazla zor şartlarda yaşamış ve tekrar çoğalmıştır. 300 yıl zorlu dağ koşullarında yaşadıktan sonra ancak 1700’lü yıllarda ovalara inmeye başlamıştır. Bu nedenle diğer Kafkas halkları arasında “Dağlı’’ anlamına gelen kelimelerle anılırlar.

Dünya tarihinde ve günümüzde iz bırakmışlardır. Örneğin, Amerikalıların aya gitmesini herkes bilir ama Amerikalıların aya gitmeden önce gidiş ve dönüş hesaplamalarında çıkan sorunu çözemedikleri için konunun tıkandığını, iptal aşamasına geldiğini ve bu hesabı bir Oset olup İngiltere’de yaşayan Georgi Takoev’in ABD’ye davet edilerek çözüldüğünü bilmez. Ayda, astronotlar tarafından onun adına bir plaket bırakıldığını veya ABD’de bir uzay araştırma merkezi girişine Takoev’in büstünün konulduğunu bilmez. İngiltere kraliçesinin Sör unvanı verme talebini, yaşadığı İngiltere’nin vatandaşlığına geçme şartını ise “ama ben bir Oset’im” diyerek reddettiğini bilmez. Alan Krallığı dünyanın dört bir yanında faaliyet göstermiştir. Bugün Çin’de bir bölgede yaşayan ve aslen Oset kökenli insanlar olduğu gibi 800 yıl önce Macaristan’a yerleşmiş ve orada Yaslar olarak adlandırılan insanlar da Oset/Alan kökenlidir. Osetlerin ataları olan Alanlar, Bizans sarayında konsül üyesi olup yıllarca Bizans’ı yönetmişlerdir. Gene aynı şekilde Osetlerin ataları olan Alanlar; İspanya, Fransa, İtalya ve Kuzey Afrika’ya ulaşmış oraları yönetmiştir. Alanların İspanya’yı yönettiği dönemden kalan bir köpek ırkı, İspanyollar tarafından Alani olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’nin ilk Dış İşleri Bakanı Bekir Sami Kunduh Oset asıllıdır ve Musa Kunduh’un oğludur. Dünyanın ilk kadın şefi, Veronika Dudareva bir Oset’dir. Bugün dünyanın en büyük ilk üç orkestra şefi Valeri Gergiev bir Oset’dir.

Son olimpiyatlarda küçücük Osetyalı 9 sporcu değişik alanlarda madalya kazanmıştır. Bu konudaki başarıyı şöyle özetlemek mümkündür. Bir milyonluk Osetya’nın uluslararası madalya sayısı, 1,5 milyar nüfusa sahip Hindistan’dan daha fazladır.

Osetlerin Türkiye’ye gelişlerinden bahsedebilir misiniz? Neden ve nasıl geldiler?

S. Kuşoğlu: Osetlerin, Türkiye’ye (Osmanlı’ya) gelişleri diğer Kafkas halklarından farklılık göstermektedir. Diğer halklar Çarlık ile olan savaşın kaybedilmesiyle Çarlık’ın zorlamasıyla, Osmanlı’ya göç etmiş ve bu göç sırasında yüzbinlerce kayıp vererek Karadeniz’den gemilerle Osmanlı’ya göç ettiler… Bu göç dünya insanlık tarihinin en trajik olaylarından birisidir. O günün Osmanlısının sınırları içinde olan Balkanlar, Ortadoğu göç edilen bölgeler arasındadır. Osetler ise Çarlık’ın son dönemlerinde ülkenin geleceğine yönelik kaygılar, ilaveten dini faktörler ve elbette diğer Kafkas halklarının göçünün etkisi ile Osmanlı’ya göç ettiler. Osetlerin kitlesel göçü, Rus ordusunda general rütbesine sahip olan ve Kafkasya bölgesinden sorumlu olan Musa Kunduh Paşa’nın göç konusunda Çarlık yönetimi ile anlaşması sonucunda, karayolu ile Osmanlı’ya gelmeleri şeklindedir. Diğer Kafkas halklarının kitlesel göçü ile Osetlerin göçü arasındaki önemli bir farklılık ise Osetlerin çok az bir kısmının göç etmiş olmasıdır.

Bu duruma bir soykırım diyebilir miyiz?

S. Kuşoğlu: Kuzey Kafkasya halklarının Osmanlı’ya göçü sürgün veya soykırım olduğu, yıllardır terminolojik olarak tartışılır. Soykırım demek mümkündür. Eğer bir savaş 100 yıl sürmüşse, yüzbinlerce insan ölmüşse bunu söyleyebilirsiniz.

Osetler anayurtlarından ayrıldıktan sonra hangi ülkelere yayılmışlar? Türkiye’deki Oset halkının nüfusu yaklaşık ne kadar?

S. Kuşoğlu: Osetler çok az sayıda göç ettiler. Musa Kunduh Paşa ile 3000 ailenin göç ettiği bilinmekle birlikte, bu kafilede Çeçenler ve Dağıstanlılar da bulunmaktaydı. Osetlerin büyük çoğunluğu Anadolu’da değişik illere yerleşti, çok az bir kısmı ise Suriye’de yaşamaktadır.

Türkiyeli Osetler olarak Türkiye’de asimile olmamak, kültürünüzü korumak için ne gibi faaliyetler yürütülmekte? İleriye dönük planlarınız nelerdir?

S. Kuşoğlu: Osetlerin 3000 yıllık bir kültürü var ve günümüz dünyasındaki baş döndürücü değişime bağlı olarak  ciddi tehlike altında. Bu tehlike hem Osetya’da yaşayan hem Türkiye’de yaşayanlar için geçerli. Osetler kültürlerini yaşatmak için bir vakıf kurdular. Burada yaptıkları etkinlikler ile kültürlerini korumaya çalışıyorlar. Vakıf çatısı altında yapılanlar ana başlıklar ile kabaca şöyle sıralanabilir:

  • Yirmi yıldır 25 Oset çocuğuna burs imkanı sağlanmaktadır.
  • Vefat haberleri, SMS ile binlerce kişiye ulaştırılmaktadır.
  • İstanbul’da Oset Kültür Festivali düzenleyerek kültürünü geniş kitlelere tanıtmaktadır.
  • Vakıfta, geleneksel dansların öğrenildiği kurslar düzenlenmekte ve anadil kursları açılmaktadır.
  • Vakıf bünyesinde bir dans gösteri ekibi bulunmaktadır.
  • Büyükşehir hayatının geniş  aile bağlarını zayıflatması nedeniyle sülale buluşmaları düzenlenmektedir.
  • Osetlerin bir araya gelmesi için pazar kahvaltıları, iftar yemekleri düzenlenmektedir.
  • Gençler için Osetya turları düzenlenmektedir.

İleriye yönelik olarak mevcut çalışmalara ilaveten gençlerimizin Osetya’da ücretsiz olarak istedikleri bir üniversitede eğitim görmeleri için çalışmalarımız devam etmektedir. Ayrıca online dil kursu açma çalışmalarımız devam etmektedir.

Vakıf başkanı olarak Osetya’ya sık sık gidiyorsunuz. Osetya ile ilişkileriniz ne yönde?

S. Kuşoğlu: Evet, sıklıkla gidiyorum ama son dönemde pandemi bunu engelledi. Osetyalar aslında iki tane. Bir tanesi Bağımsız Güney Osetya/Alania Cumhuriyeti, diğeri ise Rusya Federasyonu’na bağlı Kuzey Osetya/Alania Cumhuriyeti. Her iki devlet ile oradaki resmi kurumlar ile iyi ilişkilerimiz  var. Birlikte kendi kültürümüzün yaşaması için çalışmalar yapıyoruz.

Üzerinde çalıştığınız projeleriniz var mı?

S. Kuşoğlu: Online dil kursu, gençlerimize  ücretsiz  devlet üniversitesi eğitimi, ortak kültürel çalışmalar, sergi, konser…

Diğer Kafkas dernekleri ile faaliyetler, etkinlikler yürütülmekte mi? Bahseder misiniz?

S. Kuşoğlu: Türkiye’de Kafkasyalıların 4 federasyonu, 100’ün üzerinde dernekleri var. Her kurum kendi faaliyet programına göre etkinlikler düzenliyor ve bu etkinliklerde Alan Vakfı olarak bazen davetli bazen konuşmacı olarak katılıyoruz. Bizim etkinliklerimize de diğer kurumlar aynı şekilde iştirak ediyorlar.

Osetya’da tanınmış sanatçılar ve halk oyunları ekiplerinin Türkiye’de konser/etkinlik vermesini sağlıyor musunuz? Katılım oluyor mu? Ne düzeyde rağbet görüyor?

S. Kuşoğlu: Uzun yıllardır Osetya’dan sanatçıları davet ediyor ve etkinlikler düzenliyoruz. Bugüne kadar birçok dans gösterisi, konser, resim sergisi düzenledik. Kesin sayı veremem ama onlarca olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Katılım konusunda insanlarımız memnun oluyor ve zaten katılım olmasaydı, onlarca etkinlik düzenleme şansımız olmazdı. Bu konuda biraz daha ileri gittik ve 3 yıl önce Osetya’da 200’den fazla eserin sergilendiği bir sergi açtık. Eski aile fotoğrafları, ressamlarımızın eserleri, tasarımcılarımızın ve fotoğraf sanatçılarımızın eserleri sergilendi. Çok büyük ses getirdi. İnsanlar ilk gün izdihamdan içeri giremediler.

Osetçe dili için çalışmalarınız var mıdır? Gençler arasında yaygın bir kullanımı var mı? Yoksa unutulmaya yüz tutmuş durumda mı? Anadili korumak için neler yapılabilir?

S. Kuşoğlu: En büyük problemimiz dil konusudur. Gençlerimiz artık konuşmuyor. Bu hem Osetya’da hem Türkiye’de yaşayanlar için geçerli. Osetya’da son yıllarda önem verilmeye başlandı. Kreşlerde ana dil eğitimi veriliyor. İlaveten tüm derslerin ana dilde verildiği okullar açılmakta ve insanlar biraz daha duyarlı olmaya başladılar. Türkiye’de ise vakfımız bugüne kadar birçok kez Osetya’dan hoca davet ederek dil kursları düzenledi. Şimdi de online dil kursu için çalışmalar devam etmektedir.

Son olarak pandemi sürecinden de bahsetmek isterim. Vakıf çalışmalarına da elbette etkisi olmuştur. Ne gibi etkileri oldu?

S. Kuşoğlu: Elbette çok etkiledi. Neredeyse hiçbir şey yapamadık. Bu dönemdeki en büyük başarımız pandeminin en kötü olduğu 2020 yılının ilk aylarında, dünyada pandeminin en şiddetli döneminde, devletler havalimanlarında birbirinin covid maske ve tulumlarına el koydukları bir dönemde, vakfımız Osetya’ya maske ve tulum gönderdi. Bu yapıldığı dönem itibariyle bir anlamda imkansızı başarmak gibiydi ve Osetya’da çok ses getirdi.

Alan Kültür ve Yardım Vakfı hakkında detaylı bilgi için.