Yangınların harap ettiği tarihi yapılar

Geçmiş dönemlerden itibaren tarihi mimari yapılarda yangınlar mevcut. Bu yangınlara Haydarpaşa Garı(2010), Galatasaray Üniversitesi(2013), Kapalı çarşı(2012), Kılıç Ali Paşa Cami(2011), Hünkar Kasrı(2011) yakın zamanda yanan Vaniköy Camisi(2020)’ni örnek olarak verebiliriz. Ülkemizin tarihi yapılarında gerçekleşen yangınların çoğunun gerekçeleri elektrik kontağı kaçağı olarak açıklandığı görülüyor.

Fotoğraf: Bianet

Gerçekleşen yangınların bir kundaklama sonucu mu yoksa farklı sebeplerden ötürü mü olduğunu Ankara Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu (KUDEB) Şube Müdürü Seda Şahin açıkladı.

Bu duruma kötü niyetli bakamadığını söyleyen Seda Şahin, ülkemiz vatandaşlarının geçmişine bağlı ve kültürel miras konusunda sahiplenici hisleri olan insanlar olduklarını dile getirdi. Yapıların tasarlandığı dönemler içindeki fonksiyonel kullanım yoğunluğu ve çağın getirdikleri göz önünde bulundurulduğunda öne sürülen elektrik kontağı kaçağı gerekçesi güçlü bir neden oluşturduğunu ifade etti. “Günümüz dijital çağına uygun teknik alt yapılar değiller. Tabii bu öngörülerde bulunarak bakım, onarım ve restorasyon (esaslı onarım) proje ve uygulamalarında uygun ve güncel müdahaleler yapılmalıdır.” dedi.

Zaman zaman suistimallerin olabileceğine dikkat çeken Şahin, anıtsal yapılardan çok arazinin kıymetlendiği ve rezidansların popülerleştiği rant alanlarındaki şahıs mülklerinde bu tip kundaklama faaliyetlerine daha çok ihtimal verdiğini açıkladı. Tarihine, geçmişine bağlı olan ülkemiz vatandaşlarının bireysel çıkarlara bazen yenik düşüyor olabileceğini belirtti. Restorasyonun maliyetli bir uygulama olmasından ötürü özellikle İstanbul gibi bir arazi rantının olduğu şehirlerde, kısıtlayıcı bir unsur olması nedeniyle bu yanlış yola başvurmaların olabileceğini vurguladı.

“Toplum bireyleri bilinçlendirilmeli”

Yangınların meydana gelmemesi için ne gibi önlemler alınabileceğine değinen Seda Şahin, özellikle teknik müdahalelerde el yordamıyla yapılan eklektik uygulamalardan kaçınılması gerektiğini önerdi. Çıkan yangınlar için uygulanan yaptırımları dile getiren Şahin, kültürel mirasın korunması kapsamında ülkemizde katı yaptırımların var olduğunu söyledi. Bu yaptırımlara örnekler verdi: “Örneğin, izinsiz uygulamalar ağır cezada yargılanır. Ama ben yine de yaptırımdan çok bilinçlendirme taraftarıyım. Eğitilmeliyiz ve bilinçlendirilmeliyiz.”

Restorasyon çalışmaları süreçlerinden bahseden Seda Şahin, restorasyon çalışmaları öncesinde hazırlanan bir projenin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarının onayı ve hemen hemen her şehirde bulunan Koruma Uygulama ve Denetim Bürolarının bilgilendirmesiyle başladığını ifade etti. Uygulama aşamaları için projenin büyüklüğü ve kapsamının restorasyon süresini belirlediğini söyledi. Kaliteli çalışmalar için kaliteli projelerin önemini hatırlatarak sadece kurul onayı almak için yapılan projeler olduğunu ileri sürdü. Bu durumun uygulama aşamasını olumsuz etkilediğini belirtti.

Onarım sürecinde devlet desteği konusunda birkaç sene önce proje ve uygulama için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın şahıs mülklerine hibe olarak optimum miktarda katkı sunduğunu bildiren Şahin, son zamanlarda daha çok vatandaşın faydalanması gerekçesiyle miktarların düştüğünü belirtti. “Vatandaşın bir miktarını cebinden karşılaması gerekiyor. Özellikle proje hazırlanması işinde nitelikli ofisler bu işler, haklı gerekçelerle geri çevirmek zorunda kaldı. Bir diğer taraftan TOKİ uygulama için %80 oranında uzun ödemeli kredi desteği sunuyordu. Şu anda bu devam ediyor mu bilmiyorum.” diyerek restorasyon çalışmalarının uzun sürmesindeki sebebi şöyle açıklayarak sözlerini tamamladı: “Restorasyon çalışmaları doğrudan finansla doğru orantılıdır. Aslında inşai her faaliyette bu böyledir. Sonuçta malzemenin tedarik edilmesi ve nitelikli işçiliğin sağlanması lazım. Buda para demek.”